Yeryüzündeki en çirkin şey patlıcandır bana göre.
Latin Amerika merakım vardır ama İspanyolca öğrenme gibi bir gayretim olmadı hiç.
tumblr'ı nasıl seviyorsam lastfm'i de öyle seviyorum. Her gün gördüğüm aptal insanlar yok, takılıyorum kendi kafama göre falan. Rahatım yani.
İzmir'i çok çok seviyorum ama Venezuela'da küçük bir kasabada yaşama fikri de var aklımın bir köşesinde. Venezuela halkı Türkleri sever hem.
Henüz 3 haneli sayılara ulaşamamış olan CD koleksiyonum ve lacivert-siyah Canvas Era alma hayalim için yaşıyorum.
3 yıldır Finlandiya, Fince, Helsinki, Finlandiya, Suomi, İsveçce de konuşuyorlar, Helsinki, Fince kursu yok lan şu şehirde diye dolanıyorum etrafta.
3 yıl kadar önce ska - punk takıntım vardı. Arada aklıma gelir, duygulanırım öyle.
Yaşıtlarımın aksine okul hayatına aşıktım fakat kısa bir süre önce geçti bu şey. İyi oldu ya, 17 yaşında bir kızın okulu sevmesi pek de şey değil ya. Biraz daha normal gözüküyorum artık.
İnsanları sevmiyorum bir de. Aşağılık yaratıklar çoğu. Pisler. Saf olan, insan olan çok çok az. İşte ben de o azınlıktaki yerimi korumaya çalışıyorum, neslimiz tükenmesin istiyorum. Öteki olalım ama insan olalım bir şekilde.
Kediler çok güzeller mesela. Asiller bir kere. Sen hiç yüzüne güldüğü halde arkandan konuşan bir kedi gördün mü? Bak ne güzeller işte.
Bir de şey var ya, böööyle 564542541254 cümlelik açıklama yazabilen insanlara devasa bir hayranlık duyuyorum. Onlar ne müthiş varlıklar öyle. O kadar cümleyi yan yana getiriyorlar falan. Ben mesela 3 cümleyi bağlayamam birbirine. Öyle bir salağım.
Cümle kuramıyor olsam da noktalama işaretleri hayatımın aşkıdır. Noktalama işaretlerini sevin, sevdirin.
Seneye Eurovision’a Ajda Pekkan’ı gönderelim ”bizde nineler böyle” diye Avrupa’ya kapak yapalım.